08-10-2007, 11:27 PM
Mige Türk Bayrağı Tişörtü Giymişti ( Yaptığının Doğru Birşey Olduğu Tartışılır . )
Bu da Konseri İzleyen Birisinin Yaptığı İzlenim . O Sıralar DSABH Albümü Daha Yeni Çıkmaya Hazırlandığı İçin O Albümden Olan Şarkıların İsimlerini Tam Olarak Bilmiyorlarmış . Pretending 'e Pretended Falan Yazmış .
The Gathering'in güzeli Anneke'ye hayran hayran baktıktan sonra, HIM için beklemeye başladık. Heyecanımız, konser saatinin henüz öğlen, hatta bir Pazar günü için sabah sayılacak saatlerde olmasını unutturmuştu, haşlanan beyinlerimiz biradan başka bir şey düşünmüyordu. Hadi büyük festivallerde 50-60 grup çıkacağı için bazıları öğlen çıkıyor ancak 3-5 grubun sahne aldığı bir festivalde en önemli 2 grubun niye bu saatte çıktıklarını gerçekten anlayamadım. Aksi gibi gruplar o kadar dakik sahne alıyorlardı ki, tuvalete bile korkarak gidiyorduk. Derken HIM heyecandan gayet uzak bir şekilde 16:40 itibarıyla sahneye çıktı.
Vokalist Valo aşırı sakin hareketlerle ve elindeki sigarasıyla yeni çıkacak albümlerinde olması beklenen "Please Don't Let It Go" parçasıyla ağzından kalp acısı dolu sözcükleri dökmeye başladı. Son yıllardaki popülerliği göz önüne alınırsa HIM'e ilgi tahmin ettiğimizden daha azdı. Ama yakıcı güneş altında bile olsa herkes halinden memnundu. Grup her ne kadar seyirciyle iletişime girmekten kaçınsa da Bas gitarist Mıge Amouk'un giydiği Türk bayrağı t-shirtü ve konserden önce ellerindeki Türk kültürünü simgeleyen eşyalar, kuzeylilerin doğu kültürüne olan ilgilerini bir kez daha ortaya çıkartmış oldu. İkinci parça olarak girdikleri orjinali Chris Isaac'a ait olan "Wicked Game" parçası herkesi harekete geçirdi. Hemen ardından basçı ile davulcu Gas'ın girdikleri Black Sabbath klasiği "Black Sabbath" bizi gerçekten şaşırttı ve etkiledi. Parçanın ilk kısmını söyleyip yarım bırakan Valo "Umarım Ozzy burada değildir" diyerek espride yapıp seyirciyle ilk ve son iletişimini kurdu. Hiç beklemeden yine yeni olduğunu düşündüğümüz "Pretended" isimli parçayı söylemeye başladı. Hemen ardından ise en hoşumuza giden parçası "Your Sweet Six Six Six" geldi. Davulcu Gas'ın hiç bu kadar iyi olabileceği aklıma gelmemişti. Giydiği Motörhead t-shirtüyle zaten gönlümüzü fethetmişti bile. Yine aralık ayında çıkması beklenen albümde olacağını düşündüğümüz parçalara yönelip "In Joy +Sorrow'u" çaldılar. Parça arasında Valo, Basçı Mıge'ın kulağına bir şeyler söyledi. Ben içimden "kendisi de basçı olduğu için ukalalık yapıyor" diye düşünürken beni yanılttı. Elinden hiç eksik etmediği sigarasıyla adeta sevişen Valo "Poison Girl" parçasına farklı bir şekilde girmek istediğini belirttiği anlaşılmış oldu. Ardından "Burry me Deep..." parçasını çaldılar. "Heartache" adlı yeni parçadan sonra, seyirciden gelen "Join me" çığlıklarına "Hayır! AC/DC" diye yanıt verip şu an hatırlamadığım bir AC/DC parçasına başlayıp, daha sonra ne yapıp edip "Right Here in Your Arms'a" bağladılar. Tabii parça bitmedi, bitişi AC/DC riffleriyle kapatarak güzel bir potpori sunmuş oldular. Son parça diyerek başladıkları "One Last Time'ın" son olacağına tabii ki de kimse inanmadı. Henüz en popüler parçaları olan "Join me'yi" çalmamışlardı. Hoş giderlerken grubun en enteresan üyesi olan klavyeci Pluto konser boyunca elinde sigara seyirciye dönük poz yapmasına karşın elemanlar gitmesine rağmen tek başına bir şeyler çaldı, sonra o da gitti. Bis'e "Gone with the Sin" ile döndüler ve ardından da "Join me'yi" çalarak gittiler. HIM'e genel olarak baktığımızda grup elemanlarında aşırı bir durgunluk görüntüsü hakim. Konserde ilk defa seyretmemizin heyecanıyla eğlendiğimizi söyleyebiliriz. Bizce görülmesi gereken bir grup, hele buraya kadar gelmişken.
Bu da Konseri İzleyen Birisinin Yaptığı İzlenim . O Sıralar DSABH Albümü Daha Yeni Çıkmaya Hazırlandığı İçin O Albümden Olan Şarkıların İsimlerini Tam Olarak Bilmiyorlarmış . Pretending 'e Pretended Falan Yazmış .
The Gathering'in güzeli Anneke'ye hayran hayran baktıktan sonra, HIM için beklemeye başladık. Heyecanımız, konser saatinin henüz öğlen, hatta bir Pazar günü için sabah sayılacak saatlerde olmasını unutturmuştu, haşlanan beyinlerimiz biradan başka bir şey düşünmüyordu. Hadi büyük festivallerde 50-60 grup çıkacağı için bazıları öğlen çıkıyor ancak 3-5 grubun sahne aldığı bir festivalde en önemli 2 grubun niye bu saatte çıktıklarını gerçekten anlayamadım. Aksi gibi gruplar o kadar dakik sahne alıyorlardı ki, tuvalete bile korkarak gidiyorduk. Derken HIM heyecandan gayet uzak bir şekilde 16:40 itibarıyla sahneye çıktı.
Vokalist Valo aşırı sakin hareketlerle ve elindeki sigarasıyla yeni çıkacak albümlerinde olması beklenen "Please Don't Let It Go" parçasıyla ağzından kalp acısı dolu sözcükleri dökmeye başladı. Son yıllardaki popülerliği göz önüne alınırsa HIM'e ilgi tahmin ettiğimizden daha azdı. Ama yakıcı güneş altında bile olsa herkes halinden memnundu. Grup her ne kadar seyirciyle iletişime girmekten kaçınsa da Bas gitarist Mıge Amouk'un giydiği Türk bayrağı t-shirtü ve konserden önce ellerindeki Türk kültürünü simgeleyen eşyalar, kuzeylilerin doğu kültürüne olan ilgilerini bir kez daha ortaya çıkartmış oldu. İkinci parça olarak girdikleri orjinali Chris Isaac'a ait olan "Wicked Game" parçası herkesi harekete geçirdi. Hemen ardından basçı ile davulcu Gas'ın girdikleri Black Sabbath klasiği "Black Sabbath" bizi gerçekten şaşırttı ve etkiledi. Parçanın ilk kısmını söyleyip yarım bırakan Valo "Umarım Ozzy burada değildir" diyerek espride yapıp seyirciyle ilk ve son iletişimini kurdu. Hiç beklemeden yine yeni olduğunu düşündüğümüz "Pretended" isimli parçayı söylemeye başladı. Hemen ardından ise en hoşumuza giden parçası "Your Sweet Six Six Six" geldi. Davulcu Gas'ın hiç bu kadar iyi olabileceği aklıma gelmemişti. Giydiği Motörhead t-shirtüyle zaten gönlümüzü fethetmişti bile. Yine aralık ayında çıkması beklenen albümde olacağını düşündüğümüz parçalara yönelip "In Joy +Sorrow'u" çaldılar. Parça arasında Valo, Basçı Mıge'ın kulağına bir şeyler söyledi. Ben içimden "kendisi de basçı olduğu için ukalalık yapıyor" diye düşünürken beni yanılttı. Elinden hiç eksik etmediği sigarasıyla adeta sevişen Valo "Poison Girl" parçasına farklı bir şekilde girmek istediğini belirttiği anlaşılmış oldu. Ardından "Burry me Deep..." parçasını çaldılar. "Heartache" adlı yeni parçadan sonra, seyirciden gelen "Join me" çığlıklarına "Hayır! AC/DC" diye yanıt verip şu an hatırlamadığım bir AC/DC parçasına başlayıp, daha sonra ne yapıp edip "Right Here in Your Arms'a" bağladılar. Tabii parça bitmedi, bitişi AC/DC riffleriyle kapatarak güzel bir potpori sunmuş oldular. Son parça diyerek başladıkları "One Last Time'ın" son olacağına tabii ki de kimse inanmadı. Henüz en popüler parçaları olan "Join me'yi" çalmamışlardı. Hoş giderlerken grubun en enteresan üyesi olan klavyeci Pluto konser boyunca elinde sigara seyirciye dönük poz yapmasına karşın elemanlar gitmesine rağmen tek başına bir şeyler çaldı, sonra o da gitti. Bis'e "Gone with the Sin" ile döndüler ve ardından da "Join me'yi" çalarak gittiler. HIM'e genel olarak baktığımızda grup elemanlarında aşırı bir durgunluk görüntüsü hakim. Konserde ilk defa seyretmemizin heyecanıyla eğlendiğimizi söyleyebiliriz. Bizce görülmesi gereken bir grup, hele buraya kadar gelmişken.


O salak kadın da Ville'ye nasıl sarular sormuş