07-23-2007, 02:05 PM
Metal Hammer
Ville, bi yerde okuduğuma göre Love Metal dövmenin atrafından yılanlar geçirmeyi düşünüyormuşsun.Bunu yapacak mısın ve öbür elemanlar da Heartagram dövmesi yaptıracaklar mı?
VILLE:Evet bunu düşünüyorum ama bunu önceden yaptıran bi sürü insanla tanıştım ve emin deilim.Tıp sembolü gibi olacak öyle yaptırırsam:)Ama ben çok tembelim ya çok zaman alır bu.
HAMMER:6 yaşında Bambi 'yi izleyen küçük bir kız gibi ağladın mı yoksa dövme yapılırken?
V:Çok acıttı ama ağlamadım.Kolunuzun altındaki hassas deriler dövme yapılırken felaket acıyo.
MIGE:Ben ağladım bebek gibi ama Linde elimi tutmak için yanımdaydı.
GAS:Ben kolumdaki bu Çin sembolüne sahibim.Davul anlamına geliyor.
BURTON:Ama esas anlamı sushi demek=)
Bir fanın dikkatinizi çekmek için yaptığı en korkunç şey neydi?
V:Bi kız süpürgeyle uçabileceğini iddia etti.Gerçekten korkunçtu.Bizi ikna etmeyi başardı ve izlemeye gittik.Tabiki beceremedi.Kimbilir,belki bi gün başarabilir.
H:Hey,21.yüzyıldayız.Neden bi elektrikli süpürgeyle uçmuyorlar?Niye süpürge ilk sırada?Neden kahrolası bi sandalye etrafında uçmuyorlar?
M:Çünkü bu bir gelenek.cadılar çok eski tarzları olan insanlar ve her zaman sihirle teknoloji arasında eski çağ zırvalıkları vardır.bir cadı elektrikli süpürge üzerinde ölü görünemez.
Neden bütün şarkılarınız aşk hakkında?
M:Evrensel konular şarkı söylemek için her zaman iyidir.Politika çok dar görüşlü mesela.
V:Oh,tanrım!Çünkü taptığım şarkıların çoğu aşk hakkında,Cat Stevens,elvis ve sisters of mercy ninkiler gibi.
H:Favori aşk şarkılarınız neler?
LINDE:elvis,"can't help falling in love"
V:cat stevens, "the first cut is the deepest"
B:John Lennon, "woman"
M:sisters of mercy, "temple of love"
Özbekistandan selamlar.Ville,merak ediyorum da bakirliğini kaybedip erkek adam olduğunda kaç yaşındaydın?İyi miydi?Kız mıydı erkek mi yoksa bi koyun mu?(Yuri)
H:Sanırım Yuri marijuananın zevkini yeni tatmış bi yeni yetme öğrenci.
V:Bi bayanlaydı ve uzun süreli bi ilişkimiz vardı.Baya bi geç oldu benim için.19 ya da 20 ydim.Daha erken olmasını istemedim.her zaman uzun süreli ilişkileri sevmişimdir bu yüzden daha önce bi fırsatım olmadı.tanıdığım birisiyle olsun istedim ve sonunda çok anlamlı bi tecrübem oldu.
H:gençken kızlara karşı utangaç mıydın?
V:çoğu arkadaşım ve kuzenlerim kız.Babam hiç evde olmazdı bu yüzden evde sürekli kadınlarla büyüdüm.çok iyi anlaşıyorduk.bence kadınlarla büyüyen bi erkek onları anlamakta biraz rahat olur.
H:ailen ortodoks olmaman konusunda ne düşünüyor?
V:haha,bi de burdan ele alalım:babam bi sex shopta dildo satıyor,annem bu işlerin dışında çocuklara kaykay parklarıyla uğraşıyor ve kardeşim arabalara müşteri olmak için California ya taşınıyor.yani ben ailemdeki normal insanlardan sayılırım:)
G:ben bakirliğimi çok uzun zaman önce bi aşk gemisinde kaybetmiştim.finlandiyadan isveçe 24 saat süren bi yolculuktu.
Yüzlerce insanın sizi sevişirken dinlemesi nasıl bi his?
M:bu bizi rahatsız ediyor.Bira içerken dinlemelerini tercih ederiz.
H:Siz sex yaparken ne dinliyorsunuz?napalm death?entombed?carcass?
V:Hmm,bu hafta Culture'dı.Diğerleri daha hiç sex yapmadıkları için sen öbür soruya geçebilirsin:)
Bi kadın cover grubu gibi HER denmeniz güzel değil mi?Yoksa bana mı öyle geliyor?
M:adımızı HER sandılar.kayıt için Amerikadaydık ve HIM isminde başka bir grup olduğunu öğrendik.İsmimizi HER olarak değiştirdik.Sonunda adımızı geri aldık tabiki de.Grubumuz için erkeksi bi isim deildi ve bu iyi bi fikir oldu.
H:Bu müziğin maço tarafı için bi problem deilmiydi?
B:Metal maço değil.Aseksüel.Gas gibi.
H:NE?deri giysiler içinde,yarı çıplak adamların şeytanla ilgili haykırmaları mı?Kesinlikle maço.
M:daha çok gayce bişey.
H:çoğu metal ikonunun gay olduğunu düşünüyor musunuz?
M:Hmm,evet.Yola gelmeleri ve düşüncelerinden sıyrılmaları gerekli.
Adım oleg ve Rusyadanım.kızkardeşim maria ve ben sormak istiyoruz ki,kızlar üstünüze iç çamaşırı fırlatınca ne hissediyorsunuz?
M:hehe,ben emin değilim.
H:bunun seksi olması lazım değil mi?
M:öyle mi düşünüyorsun?
H:bana sorma.ben bi rock grubunda deilim.kimse üzerime iç çamaşırını fırlatmadı.tamam bi kere oldu ama seksilikten çok iğrençti.
B:bence bu şaka ya da onun gibi bişey.seksilikten çok aşağılık.
V:insanların sahneye bişeyler atmasını seviyorum ,bu ilgilerini göstermeleri için iyi bi yol ama biz profesyöneliz ve yavaş bi balladda konsantre olmak sahneye bira şişesi atıldığında mümkün değil.
H:sizce bütün harika kadınlar nerde?
V:bunu bi ara düşünmüştüm ve tam bi yer söyleyemem.Ben melez kızları severim.New York da yarı ingiliz yarı asyalı kızlar bulabilirsiniz.Marilyn Monroe gibi klasik tipler bana göre değil.
Ville,yılllar geçtikçe saçlarını albümlere ve turlara göre değiştirdi.Bu bi imaj için mi yoksa sadece sıkıldığından mı?
V:Sadece sıkıldığımdan.kel kalacağımı düşünüyorum çünkü yakın gibi görünüyor.14 yaşımdayken de korkularım vardı.keşke saçlarımı kestirmeseydim şimdiye dizlerimde olacaktı.
H:saçlarını koruma şeklin nasıl ki?
V:saçlarınızı en çok 3 haftada bir yıkayın.hiç bi kimyasal boku kullanmayın.bu konuda biraz hippyim galiba.Yıkamayı durdurduğunuzda ilk önce süper yağlı olacak sonra 1 haftaya kadar süper kuru olacaksabun ve şampuanlar çok sert(they fuck you up).helsinkideki bir berber söylemişti.şampuanlarda kullanılan silikon erkekleri kelleştiriyormuş.
Ville,Lauri nin sana benzediğini düşünüyor musun ve senin imajını taklit ettiini de?
V:her zaman o'nun benden çok Björk e benzediğini düşünmüşümdür.Ve siyah rengi marka olmak için göz önünde bulundurmadım.Johnny Cash bu konuda bişeyler söyleyebilirdi.
Ville,sana sahnede sigara içmemeni söyleyen fanların var mı?
V:Bu sahneye sigara atan insanlarla ters bi düşünce.Bi sigara boyunca biri sahneye bişey attı ve onu içtim.Tabiki tamamıyla kafa yaptı(I got totally fucked).şuan marlboro lights dan başka bişey içmiorum.
H:Konserin devamını bağdaş kurup oturup milletin size peynirli tost ve Mars Bars getirmesini isteyerek mi geçirdiniz?
V(gülmekten yarılarak):Tam deil fakat hep uygunsuz yerlerde gülüyorum!Avrupa birkaç yıl sonra özgürce sigara içabilecek ve bunu ele almanın iki yolu var.Bunun olmasına izin verebiliriz ya da engelleyip mücadele edebiliriz.Sigara içen herkes protesto etmeyi düşünüyordur.Sigara nüfusu kontrol etmek için mükemmel bişey.Bi sloganla harekete geçmeliyiz.
H:Dünyanın Geleceği İçin Sigara İçin!
V:çok haince.Bunu yapmalıyız.Tişörtler giyip dünyaya gösterebiliriz.
M:Sigara kişiliğin bi parçası oluyor.bu yüzden denemeye ve saklamaya gerek yok.biz insanları sigara için cesaretlendirmeye çalışmıyoruz.
Hiç bi erkekle ya da drag queen le uyudunuz mu?
V:turdayken çılgın partiler yaparsınız ve bi erkekle aynı yatakta uyanabilirsiniz,bu yuyabilirsiniz anlamına geliyor sex yaptıınız deil.Brett Anderson şöyle demişti:Ben hiç homoseksüel tecrübe yaşamamış biseksüel bi erkeğim fakat yapmayı düşünebilirim.Ama ben yapmiyacaım.Başkalarının kıllı testislerini yalamak benim eğlence anlayışım değil.
M:Hiç bi erkekle uyumadım ama belki drag queen le.Çok özel görünüyodu ama ilginç olduundan pek emin deilim.
Noel için bu sene Finlandiyaya geleceğim.Fin pertiler nasıl oluyor?(tercüman yorumu(IW)-->bu soruyu soran keriz heralde.HIM i bulmuşum fin partilerini soruyorum..hahaayt)
V:Çok az hindi etimiz oluyor.Rengeyiği daha lezzetli.
H:ben vejeteryanım.
M:sihirli mantarlar ye ozaman.sihirli mantarlar yeme fikri onları yedikten sonra şeyini koruman gerektiğini akla getiriyor.
GÖLGESİNE TAPAN ADAM
HIM albümü "Deep Shadows & Brillant Highlights" piyasaya verilmek üzere eli kulağında beklemekteydi. Daha önce H2000'in kulisinde dürttüğüm Ville Valo tam da albümü dinlediğim sırada telefonu çaldırdı. Peki ne mi oldu?
*İlk röportajımız yayınlandıktan sonra, Türkiye'de tahmin ettiğimden daha ateşli HIM fan'ları olduğunu gördüm. Sence HIM'de insanları bu kadar etkileyen nedir?
V:Bunu bilebilmek çok zor. Aynı anda hem melankolik, hem de eğlenceliyiz. Ben grubumu iyi ayarlanmış bir kokteyl olarak görüyorum. Farklı müzikal tarzları biraraya getirdiğimiz için de farklı türleri seven insanları biraraya getirmiş oluyoruz bence.
*Kült statüsünde olduğunuzu düşünüyor musun? Ya da HIM'i 2000'lerin Black Sabbath'ı olarak düşlüyor musun?
BV:u tür düşler kurmak aşırıya kaçmak olurdu sanırım. Bugün bir dolu metal müzisyeni hep Black Sabbath'dan etkilendiğini söyler ama ben HIM'in öyle olmasını istemem. Çünkü Black Sabbath iyi ama onu izleyen grupların halini görüyorsun.
*Trendlerin sürekli değiştiği müzik piyasasında sizi ayakta tutan ne olacak?
V:Bunu düşünmemek daha iyi sanırım, çünkü bunu düşünürsek diplomatik davranmaya, politika yapmaya ve taktik geliştirme session'ları yüzünden müzik yapma session'larına vakit ayıramamaya başlarız. Her şeyle birlikte müziği de akışına bırakmak lazım. Müzik sektörünü bilirsin, bir dolu resmi giyimli adam sabah akşam masalarında oturup ellerinde bir hesap makinası ile neyin hit olup neyin olmayacağını hesaplar.
*Patronlar kadar imagemaker'lar da devreye giriyor bu aşamada. HIM'in başarısının yüzde kaçı senin multi-seksüel glitter imajının başarısına bağlı?
V:Bu bir iş, Showbusiness. Müziği her zaman ön planda tutmak kaydıyla görüntüme istediğim kadar ilginçlik ve çekicilik katabilirim. Eğer hardcore punk yapsaydım makyaj yapmazdım.
*Bu müziği şu imajın olmadan icra ediyor olsaydın aynı oranda dikkat çeker miydin, bunu soruyorum?
V:Evet, 'Gone With The Sin' gibi şarkılar yazdığım sürece dikkat çekerdim.
*Bir arkadaşım (Clubber Çağlan) İstanbul konserinin kritiğinde HIM'i 'metalci davulcu, glamci basçı, kovboy keyboardcu, grunge gitarist ve gotik vokalist' şeklinde parçalara ayırmıştı. Herkes kafasına göre mi takılıyor?
V:Bizim müziğimizde öyle diil mi? Metal, glam, grunge ve gotik. Hmm, hayır grunge denemez. Kovboy ne onu anlayamadım. Eğer biri bize country de çalıyorlar derse dayak yer.
*Yeni albümde bol miktarda gotik ve glam müzik unsuru var. Ne tür müzikal kombinasyonlar üzerinde çalıştınız?
V:Aslında tam olarak gotik müziğin yoğunluğu söz konusu. Ama buna çoğu kez gotik demiyoruz çünkü bu aslında Finlandiya'ya özgü, geleneksel müziğin ta kendisi. Rock ya da folk müziklerimizde sonsuz oranda melankoli mevcut. Gotik olabilir ama ben Sisters of Mercy ile aramızda benzerlik görmüyorum.
*Yeni albümden bahsederken heyecanlanıyorsun. Sence yaptığınız en iyi albüm mü?
V:Hayır, böyle düşünmüyorum. Evet, çok iyi. Zamanın ilerisinde, gerisinde, içinde ya da dışında ama kesinlikle iyi bir albüm yaptık çünkü kurgulardan çok gerçeklerden bahseden bir albüm oldu. Ama şimdi bu albüm en iyi albümümüz demek, mesela "Razorblade Romance"e haksızlık olur. "Razorblade Romance"i yaptığımızda çok gençtik, tecrübemiz neredeyse sıfırdı ve amatördük. Ama bence daha heyecan dolu, daha enerjikti.
*Çok fazla yayınlanmamış şarkınız var mı?
V:Hayır, pek sayılmaz. Albümlere almadığımız şarkıları b-side'lara koyuyoruz, toplama albümlere veriyoruz ya da soundtrack'lere falan giriyor.
*Albüm kapağı herkesin hakkında aynı şeyi düşünebileceği bir fotoğraf. V:Yani aslında çok basit ve konseptüel olduğunu da sanmıyorum.
Bunu bilinçli olarak seçtik. İyi görünen, rock'n'roll tarzı bir kapak. Kapakta diil de içerde anlatmayı tercih ediyoruz gördüğün gibi.
*Albümde 'Gone With The Sin' gibi bir favorin var mı?
V:Albüm daha çok yeni, henüz karar veremem. Ve şu anda o şarkıları yazarken ne hissettiğimi bile hatırlamıyorum. Şarkılarımı yazarken zaten hep en büyük ilham kaynağım kendim oluyorum, şarkı söylemeyi becerebildiğimi bilmek bana ilham veriyor ve aslında ertesi gün birilerinin önünde şarkılarımı söylemek için yazıyorum.
*Seni rahatsız edecek hatta sana psikolojik ya da fiziksel zarar verecek kadar işi ileriye götüren takıntılı fan'ların var mı?
V:Üzerime saldıran, beni yere düşüren ve öpen kızlar ya da sevgiden suratıma yumruk patlatan herifler mi? Hayır, böyle şeyler yaşamıyorum. Ama fan'ların gözlerine baktığımda bazılarının bana bu tür şeyler yaşatabileceklerini hissediyorum.
*Şarkılarının çalınmasından hoşlanmadığın yerler var mı?
V:Hayır, şarkılarımı her yerde çalınması için yazıyorum. Barlarda, düğünlerde, ticari radyo istasyonlarında.
*HIM'i 'bir David Lynch filminde buluşan Depeche Mode ve Dimmu Borgir' olarak deşifre eden kritiklere katılıyor musun?
V:Basını bilirsin, abartırlar, saçmalarlar ve fabrikada işlem gören mallarmışız gibi oramıza buramıza etiketler basarlar. Depeche Mode gibi her sahneye çıkışımızda aynı şarkıları yüzüncü kez aynı şekilde çalmadığımız için Depeche Mode benzetmesine Dimmu Borgir benzetmesinden daha çok sinirleniyorum. En azından Dimmu Borgir tutkulu, ateşli. Depeche Mode'a ise müziğe katkılarından dolayı ve Martin Gore'un varlığı yüzünden hep saygı duyacağım.
*Basın The Beatles'dan nefret ettiğini yazmıştı. Bu doğru mu?
V:Evet, kesinlikle, hayatım boyunca o gruptan nefret ettim. Ben bir rockster'im, basit pop içeren her şeyden nefret ederim. O dönemden Rolling Stones'u seviyorum.
*Turbonegro tribute projesi "Alpha Motherfuckers"a nasıl katıldınız?
V:Proje hakkında pek fikrimiz yoktu. Biz stüdyodayken şarkımızı duyan biri, proje menajerine tavsiye etmiş. Sanırım stüdyodayken şarkılarımızı korumaya biraz daha dikkat etmeliyiz
*Hala biyografi kitapları okuyor musun?
V:En son Janis Joplin ve Jeff Buckley biyografilerini okudum.
Biyografini yazması için bir yazar seçebilseydin, kim olurdu?
Herhangi biri olabilir ama aslını istersen biyografileri biraz cansız buluyorum. Abartıldığını ya da bazı şeylerin de yanlış yansıtıldığını düşünüyorum. Bu durumda kendi biyografimi kendim yazardım. Otobiyografiler her zaman için daha eğlenceli oluyor.
*Kasım ya da Aralık ayında İstanbul ve Ankara'ya geleceğiniz doğru mu?
V:Bunu çok istiyoruz, gerçekten istiyoruz yani kibarlık olsun diye söylemiyorum. Ne zaman olacağı ise belli diil, üstelik şimdi belli olsa her an değişebilir. Konserler konusunda spekülasyon yapmak istemiyorum.
GENÇ MAJESTELERİ İSTANBUL'DA
*Konserde biraz tuhaftınız. Kötüydünüz demek istemiyorum...
V:Ses düzeni çok kötüydü, kendi sesimi bile duymuyordum. Birbirinden kopuk bir grup izlenimi yarattığımızdan eminim. Ayrıca Mige'nin emprovizasyon takıntısı da işi yokuşa sürdü, kafasına göre çaldı ve biz uyum sağlayamadık.
*Mige, Türk bayrağı tişörtü giyerek sempati yaratacağını mı düşünüyordu? Bu, bana kalırsa, pek sevimli görünmüyordu.
V:Seninle aynı fikirdeyim. Eminim seyircinin gözüne tuhaf göründü.
*Fince ve Türkçe benziyor. Mesela grup içinde Lily Lazer'a 'Melek' dediğinizi biliyorum, İngilizce'deki 'Angel' mı bu?
V:Evet, aslında 'angel' için başka kelime kullanıyoruz. Yani 'melek' cennetten kovulmuş olanı, ya da düşmüş olanı (fallen angel) ifade ediyor. Yani bir yönüyle 'şeytan'ı.
*Yeni albüm için de John Fryer ile mi çalıştınız?
V:Hayır, albümün prodüksiyonunu genel olarak TT yaptı, deneyimli biri. Biri İngiliz diğeri Amerikalı iki prodüktörümüz daha var. Çoğu şarkıyı TT yaptı ama bazılarını üçü birlikte prodükte ettiler.
*"Razorblade Romance" kritikler tarafından Depeche Mode albümleri ile karşılaştırıldı.Sence bu Fryer'in varlığını doğal bir sonucu mu? (John Fryer Depeche Mode'un prödüktörüydü).
V:Fryer daha çok ses teknisyenliği yaptı albümde, ses düzenlemelerini bize bırakıp teknik işlerde yoğunlaştı. Depeche Mode'un ya da Fields of The Nephilim'in albümlerinde gösterdiği katkıyı "Razorblade Romance"e gösterdiğini düşünmüyorum. Asıl sorun bizim melankolik şarkılar yazıyor olmamız. Eğer Depeche Mode ile karşılaştırılacaksak bu ancak melankoli yoğunluğunun sonucudur. Ama bilirsin, insanlar önlerine gelen her şeyi başka şeylerle karşılaştırır.
*Peki şu 'love metal' terimi nereden geliyor? Sence böyle bir müzikal tavır ya da hareket var mı?
V:Bu terimi kullanan ilk ben olmuştum. Ama çok da ciddi değildim. Sadece gotik metal etiketinden sıkıldığım için love metal'i ortaya attım.
*Grubu kurduğunda en büyük isteğin neydi?
V:Kutsal isteklerim yoktu, hala da yok. Ben insanların işine burnumu sokmak istemem, zaten kesmeye öğreteceğim bir şeyim yok. Ancak kendim için dileklerde bulunabilirim, mesela ilk günlerde Helsinki'nin dışına çıkmak ve tüm dünyayı gezmek istiyordum. Helsinki'nin sıkıcı kent yaşamından bunalmıştım. Belki grubu kurmamın tek sebebi buydu; eğlenceli şeyler yaşamak.
*Helsinki'den iyi gruplar çıkıyor mu? Underground piyasada durum ne?
V:Helsinki iyi gotik müzik ya da iyi doom metal yapmak için harika bi yer, çünkü çok sıkıcı. Kendini tamamıyla aşk hakkında yazmaya verebilirsin, ya da tanrı hakkında. Helsinki underground'unda, metal müzik açısından söylüyorum, çok iyi gruplar var. Ben Halachaost'u çok severim mesela, mutlaka dinlemelisin. Orda ki bütün gruplar birbiriyle yarış halinde, birbirlerini atlatıp bir numara olmaya çalışıyorlar, hepsi büyük olmak istiyor. Bana sorarsan çok azının sansı var ve zaten çok azı iyi.
*Sanırım Helsinki'de 69 Eyes ile konserler veriyordunuz. Bence çok iyi bir grup, özellikle vokaller.
V:Bir iki konsere beraber çıktık birlikte ama bilinenin aksine 69 Eyes hiçbir zaman bizim alt grubumuz olmadı. Çok iyi arkadaşlarımız ve birlikte dışarıya çıkmaktan çok zevk aldığım insanlar.
*Birlikte çıktığınızda ne yapıyorsunuz peki? Kırmızı şarap içip aşk hakkında mı konuşuyorsunuz?
V:Ha haha, evet ve bence yapılacak daha iyi bir şey yok. Aşk iyidir.
*Sen çok mu acı çekiyorsun?
V:Bilmem sen ne düşünüyorsun?
*Bilemem, bildiğim tek şey aşktan bahseden kederli şarkılar yazdığın.
V:Herkes payına düşeni yaşar, herkes acı çeker. Sen den daha fazla acı çektiğimi iddia edemem. Yaşadığım şeylerin sorumluluğunu tek başıma taşımak zorundayım ve bu bile insanı kedere boğabiliyor. Her zaman kederli olmayı sevmiyorum, herkesin bir an için durup nefes almaya ihtiyacı var.
*"Join Me In Death" o mola anlarından biri değil anladığım kadarıyla ve albümde çok da öyle durup nefes aldığın an yok bence?
V:O şarkı bana hiç bir şey ifade etmiyor, çünkü gerçek hayat hakkında değil. Tamamen kurgusal olması beni rahatsız ediyor. Bize şöhret getirmiş olması dışında hiçbir değeri yok, neden albüme koyduğumuzu bile anlamakta güçlük çekiyordum, zaten eski bir şarkı. Sadece piyano partisyonları güzel. Onları da Robert Miles'tan çaldık zaten(gülüyor).
*Şimdi Miles bunu duyacak ve sizi mahkemeye verecek, böylece daha ünlü olacaksınız.
V:Bence çok cool, yani Eminem sürekli bunu yaptığı için sıkıcılaşıyor ama bizim için iyi olacak (gülüyor). Bu arada niye bir şey içmiyorsununz? Bira alsanıza.
*(Hiç sormayacak sanmıştık:)Sahneye elinde şarap kadehi ve sigara ile çıktığın için sanırım, Jim Morrisonvari bir imajın olduğu tartışılıyor.
V:Bu fena değil. Sonuçta ben de onun gibi kaderin tokadını yemiş rock şairleri klanına dahilim.
*Seni televizyonda ilk görüşümde Morrison'ı değil de, ne bileyim, biraz Brian Molko'yu anmıştım.Ama daha da çok alman gothic vokalistlerindeki travestisizm takıntılarını hatırlamıştım.
V:Evet bu yüzden sen de gay olduğumu düşündün değil mi? Hayır, gay değilim. Ama bir ara olacaktım çünkü sürekli kötü kadınlarla birlikte oldum ve gerçekten beni çok bunaltıla. Bir sex shop'da kasiyerlik yapmak da beni çok bunalttı. Dükkan babama aitti ve ona yardım ediyordum ama herkesin seks yaptığı bir dünyada bok gibi hissetmek... Bu çok ağırıma gidiyordu, bu yüzden aseksüel olmayı da kafama koymuştum. Ama sanırım sağlıklı bir heteroseksüelim ya da hiçbiri değilim, umurumda da değil.
*Bir yıl öncesine oranla daha fazla eyeliner ve daha koyu tonlarda far kullandığın dikkatimi çekti.
V:Bu aralar geliştirdiğim en büyük hobi müzisyenlerin biyografilerinin okumak ve çok yakın bir zamanda Bauhaus hakkında yazılmış bir kitap okudum. Bence Peter Murphy?nin makyajı mükemmel biraz da ona öykünerek daha fazla eyeliner sürdüm, ayrıca siyah fara da yeni yeni alışıyorum. Bir yıl önce mavi yada kırmızı far kullanıyordum. Benim imajım her an değişebilir, kafama göre. Sonuçta rol kesmiyorum.
*Böylesi daha iyi sanırım. Bu arada Peter Murphy'nin Ankara'da yaşadığını biliyor muydun? Kitapta bundan bahsediyor mu?
V:Evet, sanırın önemli sanatçılarınızdan biriyle evli. Daha önce 80'lerin müziğine karşı büyük bir açlık hissediyordum, bu aralar biraz duruldu. Hep öyle olur zaten bilirsin. On yıllık dönemler vardır ve o dönemleri önemli kılan gruplar, hepsini dinlersin ve geriye bir iki tane kalır. Bauhaus ve bir miktar Sisters Of Mercy benim için öyle ama daha çok Martin Gore'a ilgi duyuyorum. Tanıdığım en iyi şarkı yazarlarından biri, onun '80'lerde yazdığı şarkıları çok seviyorum.
*Müzisyen ve şarkı sözü yazarı olarak idolün Martin Gore mu ya da başka biri?
V:Aaah hayır hayır. Ben insanlara ilgi duymuyorum, yani gruplara ya da müzisyenlere değil de şarkılara sevgi duyuyorum, şarkıların fanı oluyorum. Baştan sona sevdiğim fazla albüm de yok. Johnny Cash'in bazı şarkıları, Depeche Mode'un, Elvis Presley'nin, Duran Duran'ın bazı şarkıları. Mesela 'Where The Wild Roses Grow'u çok severim ama Nick Cave'i sevmem.
*St. Petersburg'deki ilk konserinizin, uyuşturucu taşıdığın iddiasıyla tutuklandığın için iptal edildiği doğru mu?
V:Hayır. Uyuşturucular ya da başka bir sebeple tutuklanmadım. Sorun ben de ya da diğer HIM üyelerinde değildi, sorun Ruslar'ın hala daha komünizmin ağır bürokrasi metodlarını yürütmeleriyle ilgili. Konser için doğal olarak Rusya'ya bir dolu ekipmanla gittik ve tek tek her şeyi denetleyip her şeyin üstüne resmi kağıtlar, pullar yapıştırmak istediler. Gitar jacklerimize bile. Tam yedi saat onları bekledik, hem anlamsız işler yapıyorlar hem de votka sarhoşluğu içinde burunlarının ucunu bile görmedikleri için yavaş çalışıyorlar.
*Peki başka bir zaman başka bir yerde tutuklandığın oldu mu?
V:Hayır, hiç tutuklanmadım. Ben tehlikeli biri değilim.
*'666' sembolünü sıklıkla kullandığın için sormalıyım, satanizm hakkında ne düşünüyorsun?
V:Bence dinler arsındaki fark satanizmin sizin ve bizim tarafımızdan nasıl algılandığını çok iyi açıklıyor. Satanizm, Türkiye'de ve Finlandiya'da iğrenç bir şey olarak algılanır ama Finlandiya'da insanlar bu konunun üstünde fazla durmazlar. Finlandiya Protestan bir ülke, insanlar kiliseye bile gitmeyebilir yani dinlerine düşkün değillerdir. (Valo konuşurken tepemizde inanılmaz ber gürültü koptu, ürktüğümü söyleyebilirim:))BU TANRI OLMALI BİZİ DİNLİYOR!
*Ha ha ha, evet şu Big Brother muhabbeti.
V:Aslını istersen biz '666' sembolünü ilk olarak Iron Maiden'a tribute niteliğinde kullanmıştık. Number Of The Beast. 666 farklı kültürlerde farklı şeyleri sembolize ediyor. Nerede olduğunu bilmiyorum ama bir ülkede Sembolize ettiği şey Meryem Ana ile seks yapmak. Benim için aşkın iyi ve kötü yanını temsil ediyor. Aşkın iyi yönü 777 de olabilir çünkü bu sayısal sembol tamamen tanrısal, ruhani ve kutsal. Çin Kültürü'ndeki Ying ve Yang gibi düşünebilirsin.
*Boynunda taşıdığın haç, eski bir haç mı?
V:Evet. Antik değil ama çok eski. Kolombiya'da iki hayranım tarafından hediye edildi. Güney Amerika ülkelerinde insanların kiliseye ve dine bakışları çok farklı, benim gerçekten takdir ettiğim bir bakış açısı. Bu yüzden hayranlarımın verdiği bu haça hediyeymiş gibi bakamıyorum. Bunu bir mükafat gibi görüyorum. Bu arada, ben Tanrı'ya inanmıyorum.
*Grubunla ilgili bir soru. Senin bu denli ön planda olman gruptaki demokrasiyi zedeliyor mu?
V:Hayır, çünkü HIM'de demokrasi yok, biz antidemokratik bir grubuz. Bu da çok doğal çünkü bütün şarkıları ben yazıyorum, kelimeleri ve notaları ben buluyorum, her şeyi ben yapıyorum. Neden benimle aynı oranda kazansınlar ki? Benimle aynı haklara sahip olmak istiyorlarsa benim kadar çalışmaları gerekir. Yaratıcı olan benim, onlar sadece eklemeleri yapıyorlar. Benim şarkılarımı icra ediyorlar.
*Çok dürüstsün. Şimdilik bu kadar, albüm çıktığında yakana yapışıp yine röportaj isteyeceğim haberin olsun.
V:Albüm ağustos sonunda çıkıyor ama promosyona eylülde başlarız sanırım.
*Cevapların için teşekkür ederim. İyi müzik beklentimizi karşıladığın için de teşekkür ederim.
V:Ben de teşekkür ederim. Kendimi Rock House'da sohbet ediyormuş gibi hissettim(Not: umarım bu son cümle ile iyi birşeyi kastediyordur: ))
Ville, bi yerde okuduğuma göre Love Metal dövmenin atrafından yılanlar geçirmeyi düşünüyormuşsun.Bunu yapacak mısın ve öbür elemanlar da Heartagram dövmesi yaptıracaklar mı?
VILLE:Evet bunu düşünüyorum ama bunu önceden yaptıran bi sürü insanla tanıştım ve emin deilim.Tıp sembolü gibi olacak öyle yaptırırsam:)Ama ben çok tembelim ya çok zaman alır bu.
HAMMER:6 yaşında Bambi 'yi izleyen küçük bir kız gibi ağladın mı yoksa dövme yapılırken?
V:Çok acıttı ama ağlamadım.Kolunuzun altındaki hassas deriler dövme yapılırken felaket acıyo.
MIGE:Ben ağladım bebek gibi ama Linde elimi tutmak için yanımdaydı.
GAS:Ben kolumdaki bu Çin sembolüne sahibim.Davul anlamına geliyor.
BURTON:Ama esas anlamı sushi demek=)
Bir fanın dikkatinizi çekmek için yaptığı en korkunç şey neydi?
V:Bi kız süpürgeyle uçabileceğini iddia etti.Gerçekten korkunçtu.Bizi ikna etmeyi başardı ve izlemeye gittik.Tabiki beceremedi.Kimbilir,belki bi gün başarabilir.
H:Hey,21.yüzyıldayız.Neden bi elektrikli süpürgeyle uçmuyorlar?Niye süpürge ilk sırada?Neden kahrolası bi sandalye etrafında uçmuyorlar?
M:Çünkü bu bir gelenek.cadılar çok eski tarzları olan insanlar ve her zaman sihirle teknoloji arasında eski çağ zırvalıkları vardır.bir cadı elektrikli süpürge üzerinde ölü görünemez.
Neden bütün şarkılarınız aşk hakkında?
M:Evrensel konular şarkı söylemek için her zaman iyidir.Politika çok dar görüşlü mesela.
V:Oh,tanrım!Çünkü taptığım şarkıların çoğu aşk hakkında,Cat Stevens,elvis ve sisters of mercy ninkiler gibi.
H:Favori aşk şarkılarınız neler?
LINDE:elvis,"can't help falling in love"
V:cat stevens, "the first cut is the deepest"
B:John Lennon, "woman"
M:sisters of mercy, "temple of love"
Özbekistandan selamlar.Ville,merak ediyorum da bakirliğini kaybedip erkek adam olduğunda kaç yaşındaydın?İyi miydi?Kız mıydı erkek mi yoksa bi koyun mu?(Yuri)
H:Sanırım Yuri marijuananın zevkini yeni tatmış bi yeni yetme öğrenci.
V:Bi bayanlaydı ve uzun süreli bi ilişkimiz vardı.Baya bi geç oldu benim için.19 ya da 20 ydim.Daha erken olmasını istemedim.her zaman uzun süreli ilişkileri sevmişimdir bu yüzden daha önce bi fırsatım olmadı.tanıdığım birisiyle olsun istedim ve sonunda çok anlamlı bi tecrübem oldu.
H:gençken kızlara karşı utangaç mıydın?
V:çoğu arkadaşım ve kuzenlerim kız.Babam hiç evde olmazdı bu yüzden evde sürekli kadınlarla büyüdüm.çok iyi anlaşıyorduk.bence kadınlarla büyüyen bi erkek onları anlamakta biraz rahat olur.
H:ailen ortodoks olmaman konusunda ne düşünüyor?
V:haha,bi de burdan ele alalım:babam bi sex shopta dildo satıyor,annem bu işlerin dışında çocuklara kaykay parklarıyla uğraşıyor ve kardeşim arabalara müşteri olmak için California ya taşınıyor.yani ben ailemdeki normal insanlardan sayılırım:)
G:ben bakirliğimi çok uzun zaman önce bi aşk gemisinde kaybetmiştim.finlandiyadan isveçe 24 saat süren bi yolculuktu.
Yüzlerce insanın sizi sevişirken dinlemesi nasıl bi his?
M:bu bizi rahatsız ediyor.Bira içerken dinlemelerini tercih ederiz.
H:Siz sex yaparken ne dinliyorsunuz?napalm death?entombed?carcass?
V:Hmm,bu hafta Culture'dı.Diğerleri daha hiç sex yapmadıkları için sen öbür soruya geçebilirsin:)
Bi kadın cover grubu gibi HER denmeniz güzel değil mi?Yoksa bana mı öyle geliyor?
M:adımızı HER sandılar.kayıt için Amerikadaydık ve HIM isminde başka bir grup olduğunu öğrendik.İsmimizi HER olarak değiştirdik.Sonunda adımızı geri aldık tabiki de.Grubumuz için erkeksi bi isim deildi ve bu iyi bi fikir oldu.
H:Bu müziğin maço tarafı için bi problem deilmiydi?
B:Metal maço değil.Aseksüel.Gas gibi.
H:NE?deri giysiler içinde,yarı çıplak adamların şeytanla ilgili haykırmaları mı?Kesinlikle maço.
M:daha çok gayce bişey.
H:çoğu metal ikonunun gay olduğunu düşünüyor musunuz?
M:Hmm,evet.Yola gelmeleri ve düşüncelerinden sıyrılmaları gerekli.
Adım oleg ve Rusyadanım.kızkardeşim maria ve ben sormak istiyoruz ki,kızlar üstünüze iç çamaşırı fırlatınca ne hissediyorsunuz?
M:hehe,ben emin değilim.
H:bunun seksi olması lazım değil mi?
M:öyle mi düşünüyorsun?
H:bana sorma.ben bi rock grubunda deilim.kimse üzerime iç çamaşırını fırlatmadı.tamam bi kere oldu ama seksilikten çok iğrençti.
B:bence bu şaka ya da onun gibi bişey.seksilikten çok aşağılık.
V:insanların sahneye bişeyler atmasını seviyorum ,bu ilgilerini göstermeleri için iyi bi yol ama biz profesyöneliz ve yavaş bi balladda konsantre olmak sahneye bira şişesi atıldığında mümkün değil.
H:sizce bütün harika kadınlar nerde?
V:bunu bi ara düşünmüştüm ve tam bi yer söyleyemem.Ben melez kızları severim.New York da yarı ingiliz yarı asyalı kızlar bulabilirsiniz.Marilyn Monroe gibi klasik tipler bana göre değil.
Ville,yılllar geçtikçe saçlarını albümlere ve turlara göre değiştirdi.Bu bi imaj için mi yoksa sadece sıkıldığından mı?
V:Sadece sıkıldığımdan.kel kalacağımı düşünüyorum çünkü yakın gibi görünüyor.14 yaşımdayken de korkularım vardı.keşke saçlarımı kestirmeseydim şimdiye dizlerimde olacaktı.
H:saçlarını koruma şeklin nasıl ki?
V:saçlarınızı en çok 3 haftada bir yıkayın.hiç bi kimyasal boku kullanmayın.bu konuda biraz hippyim galiba.Yıkamayı durdurduğunuzda ilk önce süper yağlı olacak sonra 1 haftaya kadar süper kuru olacaksabun ve şampuanlar çok sert(they fuck you up).helsinkideki bir berber söylemişti.şampuanlarda kullanılan silikon erkekleri kelleştiriyormuş.
Ville,Lauri nin sana benzediğini düşünüyor musun ve senin imajını taklit ettiini de?
V:her zaman o'nun benden çok Björk e benzediğini düşünmüşümdür.Ve siyah rengi marka olmak için göz önünde bulundurmadım.Johnny Cash bu konuda bişeyler söyleyebilirdi.
Ville,sana sahnede sigara içmemeni söyleyen fanların var mı?
V:Bu sahneye sigara atan insanlarla ters bi düşünce.Bi sigara boyunca biri sahneye bişey attı ve onu içtim.Tabiki tamamıyla kafa yaptı(I got totally fucked).şuan marlboro lights dan başka bişey içmiorum.
H:Konserin devamını bağdaş kurup oturup milletin size peynirli tost ve Mars Bars getirmesini isteyerek mi geçirdiniz?
V(gülmekten yarılarak):Tam deil fakat hep uygunsuz yerlerde gülüyorum!Avrupa birkaç yıl sonra özgürce sigara içabilecek ve bunu ele almanın iki yolu var.Bunun olmasına izin verebiliriz ya da engelleyip mücadele edebiliriz.Sigara içen herkes protesto etmeyi düşünüyordur.Sigara nüfusu kontrol etmek için mükemmel bişey.Bi sloganla harekete geçmeliyiz.
H:Dünyanın Geleceği İçin Sigara İçin!
V:çok haince.Bunu yapmalıyız.Tişörtler giyip dünyaya gösterebiliriz.
M:Sigara kişiliğin bi parçası oluyor.bu yüzden denemeye ve saklamaya gerek yok.biz insanları sigara için cesaretlendirmeye çalışmıyoruz.
Hiç bi erkekle ya da drag queen le uyudunuz mu?
V:turdayken çılgın partiler yaparsınız ve bi erkekle aynı yatakta uyanabilirsiniz,bu yuyabilirsiniz anlamına geliyor sex yaptıınız deil.Brett Anderson şöyle demişti:Ben hiç homoseksüel tecrübe yaşamamış biseksüel bi erkeğim fakat yapmayı düşünebilirim.Ama ben yapmiyacaım.Başkalarının kıllı testislerini yalamak benim eğlence anlayışım değil.
M:Hiç bi erkekle uyumadım ama belki drag queen le.Çok özel görünüyodu ama ilginç olduundan pek emin deilim.
Noel için bu sene Finlandiyaya geleceğim.Fin pertiler nasıl oluyor?(tercüman yorumu(IW)-->bu soruyu soran keriz heralde.HIM i bulmuşum fin partilerini soruyorum..hahaayt)
V:Çok az hindi etimiz oluyor.Rengeyiği daha lezzetli.
H:ben vejeteryanım.
M:sihirli mantarlar ye ozaman.sihirli mantarlar yeme fikri onları yedikten sonra şeyini koruman gerektiğini akla getiriyor.
GÖLGESİNE TAPAN ADAM
HIM albümü "Deep Shadows & Brillant Highlights" piyasaya verilmek üzere eli kulağında beklemekteydi. Daha önce H2000'in kulisinde dürttüğüm Ville Valo tam da albümü dinlediğim sırada telefonu çaldırdı. Peki ne mi oldu?
*İlk röportajımız yayınlandıktan sonra, Türkiye'de tahmin ettiğimden daha ateşli HIM fan'ları olduğunu gördüm. Sence HIM'de insanları bu kadar etkileyen nedir?
V:Bunu bilebilmek çok zor. Aynı anda hem melankolik, hem de eğlenceliyiz. Ben grubumu iyi ayarlanmış bir kokteyl olarak görüyorum. Farklı müzikal tarzları biraraya getirdiğimiz için de farklı türleri seven insanları biraraya getirmiş oluyoruz bence.
*Kült statüsünde olduğunuzu düşünüyor musun? Ya da HIM'i 2000'lerin Black Sabbath'ı olarak düşlüyor musun?
BV:u tür düşler kurmak aşırıya kaçmak olurdu sanırım. Bugün bir dolu metal müzisyeni hep Black Sabbath'dan etkilendiğini söyler ama ben HIM'in öyle olmasını istemem. Çünkü Black Sabbath iyi ama onu izleyen grupların halini görüyorsun.
*Trendlerin sürekli değiştiği müzik piyasasında sizi ayakta tutan ne olacak?
V:Bunu düşünmemek daha iyi sanırım, çünkü bunu düşünürsek diplomatik davranmaya, politika yapmaya ve taktik geliştirme session'ları yüzünden müzik yapma session'larına vakit ayıramamaya başlarız. Her şeyle birlikte müziği de akışına bırakmak lazım. Müzik sektörünü bilirsin, bir dolu resmi giyimli adam sabah akşam masalarında oturup ellerinde bir hesap makinası ile neyin hit olup neyin olmayacağını hesaplar.
*Patronlar kadar imagemaker'lar da devreye giriyor bu aşamada. HIM'in başarısının yüzde kaçı senin multi-seksüel glitter imajının başarısına bağlı?
V:Bu bir iş, Showbusiness. Müziği her zaman ön planda tutmak kaydıyla görüntüme istediğim kadar ilginçlik ve çekicilik katabilirim. Eğer hardcore punk yapsaydım makyaj yapmazdım.
*Bu müziği şu imajın olmadan icra ediyor olsaydın aynı oranda dikkat çeker miydin, bunu soruyorum?
V:Evet, 'Gone With The Sin' gibi şarkılar yazdığım sürece dikkat çekerdim.
*Bir arkadaşım (Clubber Çağlan) İstanbul konserinin kritiğinde HIM'i 'metalci davulcu, glamci basçı, kovboy keyboardcu, grunge gitarist ve gotik vokalist' şeklinde parçalara ayırmıştı. Herkes kafasına göre mi takılıyor?
V:Bizim müziğimizde öyle diil mi? Metal, glam, grunge ve gotik. Hmm, hayır grunge denemez. Kovboy ne onu anlayamadım. Eğer biri bize country de çalıyorlar derse dayak yer.
*Yeni albümde bol miktarda gotik ve glam müzik unsuru var. Ne tür müzikal kombinasyonlar üzerinde çalıştınız?
V:Aslında tam olarak gotik müziğin yoğunluğu söz konusu. Ama buna çoğu kez gotik demiyoruz çünkü bu aslında Finlandiya'ya özgü, geleneksel müziğin ta kendisi. Rock ya da folk müziklerimizde sonsuz oranda melankoli mevcut. Gotik olabilir ama ben Sisters of Mercy ile aramızda benzerlik görmüyorum.
*Yeni albümden bahsederken heyecanlanıyorsun. Sence yaptığınız en iyi albüm mü?
V:Hayır, böyle düşünmüyorum. Evet, çok iyi. Zamanın ilerisinde, gerisinde, içinde ya da dışında ama kesinlikle iyi bir albüm yaptık çünkü kurgulardan çok gerçeklerden bahseden bir albüm oldu. Ama şimdi bu albüm en iyi albümümüz demek, mesela "Razorblade Romance"e haksızlık olur. "Razorblade Romance"i yaptığımızda çok gençtik, tecrübemiz neredeyse sıfırdı ve amatördük. Ama bence daha heyecan dolu, daha enerjikti.
*Çok fazla yayınlanmamış şarkınız var mı?
V:Hayır, pek sayılmaz. Albümlere almadığımız şarkıları b-side'lara koyuyoruz, toplama albümlere veriyoruz ya da soundtrack'lere falan giriyor.
*Albüm kapağı herkesin hakkında aynı şeyi düşünebileceği bir fotoğraf. V:Yani aslında çok basit ve konseptüel olduğunu da sanmıyorum.
Bunu bilinçli olarak seçtik. İyi görünen, rock'n'roll tarzı bir kapak. Kapakta diil de içerde anlatmayı tercih ediyoruz gördüğün gibi.
*Albümde 'Gone With The Sin' gibi bir favorin var mı?
V:Albüm daha çok yeni, henüz karar veremem. Ve şu anda o şarkıları yazarken ne hissettiğimi bile hatırlamıyorum. Şarkılarımı yazarken zaten hep en büyük ilham kaynağım kendim oluyorum, şarkı söylemeyi becerebildiğimi bilmek bana ilham veriyor ve aslında ertesi gün birilerinin önünde şarkılarımı söylemek için yazıyorum.
*Seni rahatsız edecek hatta sana psikolojik ya da fiziksel zarar verecek kadar işi ileriye götüren takıntılı fan'ların var mı?
V:Üzerime saldıran, beni yere düşüren ve öpen kızlar ya da sevgiden suratıma yumruk patlatan herifler mi? Hayır, böyle şeyler yaşamıyorum. Ama fan'ların gözlerine baktığımda bazılarının bana bu tür şeyler yaşatabileceklerini hissediyorum.
*Şarkılarının çalınmasından hoşlanmadığın yerler var mı?
V:Hayır, şarkılarımı her yerde çalınması için yazıyorum. Barlarda, düğünlerde, ticari radyo istasyonlarında.
*HIM'i 'bir David Lynch filminde buluşan Depeche Mode ve Dimmu Borgir' olarak deşifre eden kritiklere katılıyor musun?
V:Basını bilirsin, abartırlar, saçmalarlar ve fabrikada işlem gören mallarmışız gibi oramıza buramıza etiketler basarlar. Depeche Mode gibi her sahneye çıkışımızda aynı şarkıları yüzüncü kez aynı şekilde çalmadığımız için Depeche Mode benzetmesine Dimmu Borgir benzetmesinden daha çok sinirleniyorum. En azından Dimmu Borgir tutkulu, ateşli. Depeche Mode'a ise müziğe katkılarından dolayı ve Martin Gore'un varlığı yüzünden hep saygı duyacağım.
*Basın The Beatles'dan nefret ettiğini yazmıştı. Bu doğru mu?
V:Evet, kesinlikle, hayatım boyunca o gruptan nefret ettim. Ben bir rockster'im, basit pop içeren her şeyden nefret ederim. O dönemden Rolling Stones'u seviyorum.
*Turbonegro tribute projesi "Alpha Motherfuckers"a nasıl katıldınız?
V:Proje hakkında pek fikrimiz yoktu. Biz stüdyodayken şarkımızı duyan biri, proje menajerine tavsiye etmiş. Sanırım stüdyodayken şarkılarımızı korumaya biraz daha dikkat etmeliyiz
*Hala biyografi kitapları okuyor musun?
V:En son Janis Joplin ve Jeff Buckley biyografilerini okudum.
Biyografini yazması için bir yazar seçebilseydin, kim olurdu?
Herhangi biri olabilir ama aslını istersen biyografileri biraz cansız buluyorum. Abartıldığını ya da bazı şeylerin de yanlış yansıtıldığını düşünüyorum. Bu durumda kendi biyografimi kendim yazardım. Otobiyografiler her zaman için daha eğlenceli oluyor.
*Kasım ya da Aralık ayında İstanbul ve Ankara'ya geleceğiniz doğru mu?
V:Bunu çok istiyoruz, gerçekten istiyoruz yani kibarlık olsun diye söylemiyorum. Ne zaman olacağı ise belli diil, üstelik şimdi belli olsa her an değişebilir. Konserler konusunda spekülasyon yapmak istemiyorum.
GENÇ MAJESTELERİ İSTANBUL'DA
*Konserde biraz tuhaftınız. Kötüydünüz demek istemiyorum...
V:Ses düzeni çok kötüydü, kendi sesimi bile duymuyordum. Birbirinden kopuk bir grup izlenimi yarattığımızdan eminim. Ayrıca Mige'nin emprovizasyon takıntısı da işi yokuşa sürdü, kafasına göre çaldı ve biz uyum sağlayamadık.
*Mige, Türk bayrağı tişörtü giyerek sempati yaratacağını mı düşünüyordu? Bu, bana kalırsa, pek sevimli görünmüyordu.
V:Seninle aynı fikirdeyim. Eminim seyircinin gözüne tuhaf göründü.
*Fince ve Türkçe benziyor. Mesela grup içinde Lily Lazer'a 'Melek' dediğinizi biliyorum, İngilizce'deki 'Angel' mı bu?
V:Evet, aslında 'angel' için başka kelime kullanıyoruz. Yani 'melek' cennetten kovulmuş olanı, ya da düşmüş olanı (fallen angel) ifade ediyor. Yani bir yönüyle 'şeytan'ı.
*Yeni albüm için de John Fryer ile mi çalıştınız?
V:Hayır, albümün prodüksiyonunu genel olarak TT yaptı, deneyimli biri. Biri İngiliz diğeri Amerikalı iki prodüktörümüz daha var. Çoğu şarkıyı TT yaptı ama bazılarını üçü birlikte prodükte ettiler.
*"Razorblade Romance" kritikler tarafından Depeche Mode albümleri ile karşılaştırıldı.Sence bu Fryer'in varlığını doğal bir sonucu mu? (John Fryer Depeche Mode'un prödüktörüydü).
V:Fryer daha çok ses teknisyenliği yaptı albümde, ses düzenlemelerini bize bırakıp teknik işlerde yoğunlaştı. Depeche Mode'un ya da Fields of The Nephilim'in albümlerinde gösterdiği katkıyı "Razorblade Romance"e gösterdiğini düşünmüyorum. Asıl sorun bizim melankolik şarkılar yazıyor olmamız. Eğer Depeche Mode ile karşılaştırılacaksak bu ancak melankoli yoğunluğunun sonucudur. Ama bilirsin, insanlar önlerine gelen her şeyi başka şeylerle karşılaştırır.
*Peki şu 'love metal' terimi nereden geliyor? Sence böyle bir müzikal tavır ya da hareket var mı?
V:Bu terimi kullanan ilk ben olmuştum. Ama çok da ciddi değildim. Sadece gotik metal etiketinden sıkıldığım için love metal'i ortaya attım.
*Grubu kurduğunda en büyük isteğin neydi?
V:Kutsal isteklerim yoktu, hala da yok. Ben insanların işine burnumu sokmak istemem, zaten kesmeye öğreteceğim bir şeyim yok. Ancak kendim için dileklerde bulunabilirim, mesela ilk günlerde Helsinki'nin dışına çıkmak ve tüm dünyayı gezmek istiyordum. Helsinki'nin sıkıcı kent yaşamından bunalmıştım. Belki grubu kurmamın tek sebebi buydu; eğlenceli şeyler yaşamak.
*Helsinki'den iyi gruplar çıkıyor mu? Underground piyasada durum ne?
V:Helsinki iyi gotik müzik ya da iyi doom metal yapmak için harika bi yer, çünkü çok sıkıcı. Kendini tamamıyla aşk hakkında yazmaya verebilirsin, ya da tanrı hakkında. Helsinki underground'unda, metal müzik açısından söylüyorum, çok iyi gruplar var. Ben Halachaost'u çok severim mesela, mutlaka dinlemelisin. Orda ki bütün gruplar birbiriyle yarış halinde, birbirlerini atlatıp bir numara olmaya çalışıyorlar, hepsi büyük olmak istiyor. Bana sorarsan çok azının sansı var ve zaten çok azı iyi.
*Sanırım Helsinki'de 69 Eyes ile konserler veriyordunuz. Bence çok iyi bir grup, özellikle vokaller.
V:Bir iki konsere beraber çıktık birlikte ama bilinenin aksine 69 Eyes hiçbir zaman bizim alt grubumuz olmadı. Çok iyi arkadaşlarımız ve birlikte dışarıya çıkmaktan çok zevk aldığım insanlar.
*Birlikte çıktığınızda ne yapıyorsunuz peki? Kırmızı şarap içip aşk hakkında mı konuşuyorsunuz?
V:Ha haha, evet ve bence yapılacak daha iyi bir şey yok. Aşk iyidir.
*Sen çok mu acı çekiyorsun?
V:Bilmem sen ne düşünüyorsun?
*Bilemem, bildiğim tek şey aşktan bahseden kederli şarkılar yazdığın.
V:Herkes payına düşeni yaşar, herkes acı çeker. Sen den daha fazla acı çektiğimi iddia edemem. Yaşadığım şeylerin sorumluluğunu tek başıma taşımak zorundayım ve bu bile insanı kedere boğabiliyor. Her zaman kederli olmayı sevmiyorum, herkesin bir an için durup nefes almaya ihtiyacı var.
*"Join Me In Death" o mola anlarından biri değil anladığım kadarıyla ve albümde çok da öyle durup nefes aldığın an yok bence?
V:O şarkı bana hiç bir şey ifade etmiyor, çünkü gerçek hayat hakkında değil. Tamamen kurgusal olması beni rahatsız ediyor. Bize şöhret getirmiş olması dışında hiçbir değeri yok, neden albüme koyduğumuzu bile anlamakta güçlük çekiyordum, zaten eski bir şarkı. Sadece piyano partisyonları güzel. Onları da Robert Miles'tan çaldık zaten(gülüyor).
*Şimdi Miles bunu duyacak ve sizi mahkemeye verecek, böylece daha ünlü olacaksınız.
V:Bence çok cool, yani Eminem sürekli bunu yaptığı için sıkıcılaşıyor ama bizim için iyi olacak (gülüyor). Bu arada niye bir şey içmiyorsununz? Bira alsanıza.
*(Hiç sormayacak sanmıştık:)Sahneye elinde şarap kadehi ve sigara ile çıktığın için sanırım, Jim Morrisonvari bir imajın olduğu tartışılıyor.
V:Bu fena değil. Sonuçta ben de onun gibi kaderin tokadını yemiş rock şairleri klanına dahilim.
*Seni televizyonda ilk görüşümde Morrison'ı değil de, ne bileyim, biraz Brian Molko'yu anmıştım.Ama daha da çok alman gothic vokalistlerindeki travestisizm takıntılarını hatırlamıştım.
V:Evet bu yüzden sen de gay olduğumu düşündün değil mi? Hayır, gay değilim. Ama bir ara olacaktım çünkü sürekli kötü kadınlarla birlikte oldum ve gerçekten beni çok bunaltıla. Bir sex shop'da kasiyerlik yapmak da beni çok bunalttı. Dükkan babama aitti ve ona yardım ediyordum ama herkesin seks yaptığı bir dünyada bok gibi hissetmek... Bu çok ağırıma gidiyordu, bu yüzden aseksüel olmayı da kafama koymuştum. Ama sanırım sağlıklı bir heteroseksüelim ya da hiçbiri değilim, umurumda da değil.
*Bir yıl öncesine oranla daha fazla eyeliner ve daha koyu tonlarda far kullandığın dikkatimi çekti.
V:Bu aralar geliştirdiğim en büyük hobi müzisyenlerin biyografilerinin okumak ve çok yakın bir zamanda Bauhaus hakkında yazılmış bir kitap okudum. Bence Peter Murphy?nin makyajı mükemmel biraz da ona öykünerek daha fazla eyeliner sürdüm, ayrıca siyah fara da yeni yeni alışıyorum. Bir yıl önce mavi yada kırmızı far kullanıyordum. Benim imajım her an değişebilir, kafama göre. Sonuçta rol kesmiyorum.
*Böylesi daha iyi sanırım. Bu arada Peter Murphy'nin Ankara'da yaşadığını biliyor muydun? Kitapta bundan bahsediyor mu?
V:Evet, sanırın önemli sanatçılarınızdan biriyle evli. Daha önce 80'lerin müziğine karşı büyük bir açlık hissediyordum, bu aralar biraz duruldu. Hep öyle olur zaten bilirsin. On yıllık dönemler vardır ve o dönemleri önemli kılan gruplar, hepsini dinlersin ve geriye bir iki tane kalır. Bauhaus ve bir miktar Sisters Of Mercy benim için öyle ama daha çok Martin Gore'a ilgi duyuyorum. Tanıdığım en iyi şarkı yazarlarından biri, onun '80'lerde yazdığı şarkıları çok seviyorum.
*Müzisyen ve şarkı sözü yazarı olarak idolün Martin Gore mu ya da başka biri?
V:Aaah hayır hayır. Ben insanlara ilgi duymuyorum, yani gruplara ya da müzisyenlere değil de şarkılara sevgi duyuyorum, şarkıların fanı oluyorum. Baştan sona sevdiğim fazla albüm de yok. Johnny Cash'in bazı şarkıları, Depeche Mode'un, Elvis Presley'nin, Duran Duran'ın bazı şarkıları. Mesela 'Where The Wild Roses Grow'u çok severim ama Nick Cave'i sevmem.
*St. Petersburg'deki ilk konserinizin, uyuşturucu taşıdığın iddiasıyla tutuklandığın için iptal edildiği doğru mu?
V:Hayır. Uyuşturucular ya da başka bir sebeple tutuklanmadım. Sorun ben de ya da diğer HIM üyelerinde değildi, sorun Ruslar'ın hala daha komünizmin ağır bürokrasi metodlarını yürütmeleriyle ilgili. Konser için doğal olarak Rusya'ya bir dolu ekipmanla gittik ve tek tek her şeyi denetleyip her şeyin üstüne resmi kağıtlar, pullar yapıştırmak istediler. Gitar jacklerimize bile. Tam yedi saat onları bekledik, hem anlamsız işler yapıyorlar hem de votka sarhoşluğu içinde burunlarının ucunu bile görmedikleri için yavaş çalışıyorlar.
*Peki başka bir zaman başka bir yerde tutuklandığın oldu mu?
V:Hayır, hiç tutuklanmadım. Ben tehlikeli biri değilim.
*'666' sembolünü sıklıkla kullandığın için sormalıyım, satanizm hakkında ne düşünüyorsun?
V:Bence dinler arsındaki fark satanizmin sizin ve bizim tarafımızdan nasıl algılandığını çok iyi açıklıyor. Satanizm, Türkiye'de ve Finlandiya'da iğrenç bir şey olarak algılanır ama Finlandiya'da insanlar bu konunun üstünde fazla durmazlar. Finlandiya Protestan bir ülke, insanlar kiliseye bile gitmeyebilir yani dinlerine düşkün değillerdir. (Valo konuşurken tepemizde inanılmaz ber gürültü koptu, ürktüğümü söyleyebilirim:))BU TANRI OLMALI BİZİ DİNLİYOR!
*Ha ha ha, evet şu Big Brother muhabbeti.
V:Aslını istersen biz '666' sembolünü ilk olarak Iron Maiden'a tribute niteliğinde kullanmıştık. Number Of The Beast. 666 farklı kültürlerde farklı şeyleri sembolize ediyor. Nerede olduğunu bilmiyorum ama bir ülkede Sembolize ettiği şey Meryem Ana ile seks yapmak. Benim için aşkın iyi ve kötü yanını temsil ediyor. Aşkın iyi yönü 777 de olabilir çünkü bu sayısal sembol tamamen tanrısal, ruhani ve kutsal. Çin Kültürü'ndeki Ying ve Yang gibi düşünebilirsin.
*Boynunda taşıdığın haç, eski bir haç mı?
V:Evet. Antik değil ama çok eski. Kolombiya'da iki hayranım tarafından hediye edildi. Güney Amerika ülkelerinde insanların kiliseye ve dine bakışları çok farklı, benim gerçekten takdir ettiğim bir bakış açısı. Bu yüzden hayranlarımın verdiği bu haça hediyeymiş gibi bakamıyorum. Bunu bir mükafat gibi görüyorum. Bu arada, ben Tanrı'ya inanmıyorum.
*Grubunla ilgili bir soru. Senin bu denli ön planda olman gruptaki demokrasiyi zedeliyor mu?
V:Hayır, çünkü HIM'de demokrasi yok, biz antidemokratik bir grubuz. Bu da çok doğal çünkü bütün şarkıları ben yazıyorum, kelimeleri ve notaları ben buluyorum, her şeyi ben yapıyorum. Neden benimle aynı oranda kazansınlar ki? Benimle aynı haklara sahip olmak istiyorlarsa benim kadar çalışmaları gerekir. Yaratıcı olan benim, onlar sadece eklemeleri yapıyorlar. Benim şarkılarımı icra ediyorlar.
*Çok dürüstsün. Şimdilik bu kadar, albüm çıktığında yakana yapışıp yine röportaj isteyeceğim haberin olsun.
V:Albüm ağustos sonunda çıkıyor ama promosyona eylülde başlarız sanırım.
*Cevapların için teşekkür ederim. İyi müzik beklentimizi karşıladığın için de teşekkür ederim.
V:Ben de teşekkür ederim. Kendimi Rock House'da sohbet ediyormuş gibi hissettim(Not: umarım bu son cümle ile iyi birşeyi kastediyordur: ))
Keşke Türkiye'ye bi daha gelseler (tabi iyi bi organizasyonla..)


[font=Arial][/font]